Marmara'nın kuzey kıyısında, İstanbul ile Edirne ve Çanakkale arasındaki yolların kesiştiği Tekirdağ, binlerce yıldır yerleşim görüyor. Trak kentleri, Yunan kolonileri, Roma ve Bizans limanları, Osmanlı'nın Rumeli'deki ilk kazanımlarından biri ve sürgündeki bir Macar prensinin son yurdu: şehrin tarihi, adı kadar sık değişti.
MÖ 1 milyon – MÖ 1200
Tarih öncesi
Tekirdağ topraklarındaki en eski insan izleri Alt Paleolitik Çağ'a uzanır. Karansıllı köyü çevresindeki Yatak ve Kuştepe ile Malkara yakınlarındaki Balıtepe'de bulunan taş aletler, bir milyon ile 250 bin yıl öncesine tarihlenir.
Şehrin hemen doğusundaki Menekşe Çatağı Höyüğü, Bakır Çağı'ndan Helenistik döneme kadar binlerce yıl yerleşim gördü. Burada bulunan MÖ 4300 dolaylarına ait buluntular “Toptepe kültürü” olarak adlandırılır.
MÖ 7. yüzyıl – MÖ 1. yüzyıl
Trak kentleri ve Yunan kolonileri
Bölgenin bilinen ilk halkı Traklardır. Marmara kıyısına ise MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Yunan kolonicileri yerleşti. Bugünkü Süleymanpaşa'daki Bisanthe, Herodot'a göre Sisam (Samos) adasından gelen göçmenlerce kuruldu; MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda Trak Odrys Krallığı'nın kıyı kentlerinden biriydi. Ksenofon, Odrys prensi Seuthes'in Bisanthe'yi sahip olduğu en güzel kıyı kentleri arasında saydığını yazar.
Marmaraereğlisi'ndeki Perinthos da yaklaşık MÖ 600'de Sisamlılarca kuruldu. MÖ 340'ta Makedonya Kralı II. Filip'in kuşatmasına direnen kent, Roma döneminde Trakya eyaletinin başkenti oldu. Sonradan aldığı Herakleia adı, bugünkü “Ereğli” adının kaynağıdır. Kıyıdaki bir başka antik kent olan Heraion Teikhos da bu dönemden kalmadır.
MÖ 1. yüzyıl – 1357
Roma ve Bizans: Rhaidestos, Rodosto
Roma döneminde kentin adı Rhaidestos oldu; Orta Çağ boyunca bu addan gelen Rodosto olarak anıldı. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus kenti onarttı. İstanbul'a giden kara ve deniz yolunun üzerindeki konumu, Rodosto'yu hem zenginleştirdi hem de savaşların hedefi yaptı: kent 813'te ve 1206'da Bulgarlarca yağmalandı, Dördüncü Haçlı Seferi'nin ardından 1204–1235 arasında Venedik yönetiminde kaldı.
Bu dönemin tanınmış adlarından Roma İmparatoru Aurelianus, 275 yılında Trakya'da, Perinthos ile Bizantion arasındaki yolda öldürüldü.
1357 – 1912
Osmanlı dönemi: Rodoscuk'tan Tekfurdağı'na
Kent 1357'de Osmanlı topraklarına katıldı. Bugünkü merkez ilçe Süleymanpaşa, adını Rumeli'deki ilk Osmanlı fetihlerine komuta eden, Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'dan alır. Osmanlılar kente önce Rodoscuk dedi; 18. yüzyıldan sonra, Bizanslı yöneticiler için kullanılan “tekfur” sözcüğünden türeyen Tekfurdağı adı yaygınlaştı.
Liman kenti, Trakya'nın iç kesimlerinden gelen ürünlerin deniz yoluyla İstanbul'a ve öteki limanlara taşındığı bir ticaret kapısıydı. Edirne yolunun üzerindeki Çorlu da önemli bir konak yeriydi: Yavuz Sultan Selim 1520'de Çorlu'daki ordugâhında hayatını kaybetti, Çorlu doğumlu Çorlulu Ali Paşa 18. yüzyılın başında sadrazam oldu.
1720'de, Habsburglara karşı Macar bağımsızlık hareketinin önderi II. Rákóczi Ferenc sürgün olarak Tekirdağ'a yerleşti ve 1735'teki ölümüne kadar burada yaşadı. Yanındaki Kelemen Mikes'in Tekirdağ'da yazdığı “Türkiye mektupları”, Macar edebiyatının klasikleri arasındadır. Rákóczi'nin yaşadığı ev bugün Rakoczi Müzesi'dir.
1840'ta Tekirdağ'da doğan Namık Kemal, “Vatan Şairi” olarak Tanzimat edebiyatının öncülerinden oldu; kentte adını taşıyan Namık Kemal Evi bulunur. Osmanlı'nın son döneminde Tekfurdağı, Edirne vilayetine bağlı bir sancağın merkeziydi. Kent 1829'da ve 93 Harbi sırasında 1878'de kısa süreli Rus işgallerine uğradı.
1912 – 1922
Deprem, savaşlar ve kurtuluş
9 Ağustos 1912 gecesi Mürefte merkezli, 7,3 büyüklüğündeki deprem Şarköy ve çevresini yıktı; 216 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce bina yıkıldı ya da hasar gördü. Aynı yıl başlayan Balkan Savaşları sırasında kent bir süre Bulgar işgalinde kaldı.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Yunan ordusu 20 Temmuz 1920'de Tekirdağ'ı işgal etti. Kurtuluş Savaşı'nın zaferle bitmesi ve Mudanya Mütarekesi'nin ardından Türk ordusu 13 Kasım 1922'de kente girdi. 13 Kasım bugün Tekirdağ'ın kurtuluş günü olarak kutlanır.
1923 – bugün
Cumhuriyet dönemi
Tekirdağ 15 Ekim 1923'te il merkezi oldu. Lozan'da kararlaştırılan nüfus mübadelesiyle kentin Rum nüfusu Yunanistan'a göç etti; yerlerine Yunanistan'dan gelen Türkler yerleşti. 1934'te Dobruca ve Tuna'daki Ada Kale'den gelen göçmenler de kente yerleştirildi.
Harf Devrimi'nin ardından Atatürk, 23 Ağustos 1928'de Tekirdağ'da halka yeni harflerle yazı dersi verdi; bu gün kentte her yıl anılır.
2012'de çıkarılan 6360 sayılı kanunla Tekirdağ büyükşehir oldu: merkez ilçenin adı Süleymanpaşa oldu, Kapaklı ve Ergene ilçeleri kuruldu; büyükşehir belediyesi 2014 yerel seçimlerinden sonra çalışmaya başladı. Çorlu, Çerkezköy ve Ergene'deki organize sanayi bölgeleriyle Türkiye'nin en hızlı büyüyen illerinden biri olan Tekirdağ'ın nüfusu 2025'te 1.208.441 oldu.
Adının hikâyesi
Antik çağın Bisanthe'si Roma döneminde Rhaidestos oldu; bu ad Orta Çağ'da Rodosto, Osmanlı'nın ilk yüzyıllarında Rodoscuk biçimini aldı. 18. yüzyıldan sonra kullanılan Tekfurdağı adı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında kentin güneybatısındaki Tekir Dağı'na atfen Tekirdağ olarak resmîleşti.
- Bisanthe
- Rhaidestos
- Rodosto
- Rodoscuk
- Tekfurdağı
- Tekirdağ
Yararlanılan kaynaklar: Vikipedi'deki Tekirdağ, Bisanthe, Perinthos, Süleymanpaşa, 1912 Mürefte depremi ve II. Ferenc Rákóczi maddeleri (CC BY-SA 4.0); Herodot ve Ksenofon'un aktarımları bu maddelerden alınmıştır.